Liderin Varlık Hali: Prezansı Korumak
Son yıllarda sıkça duyduğumuz “anda kalmak” kavramı, belki de fazla kullanıldığı için etkisini bir miktar yitirmiş olabilir. Ancak liderlik söz konusu olduğunda bu kavramın çok daha derin ve kritik bir karşılığı vardır: prezans.
Prezans, sadece bir farkındalık hali değil; aynı zamanda güçlü bir liderlik becerisidir.
Prezans Nedir?
Kelime kökeni ile prezans; hazır bulunma, “şimdi ve burada olma” hali, görünürlük, mevcudiyet ve varlık gibi anlamları taşıyor. Tanımları ziyaret ettiğimizde ise varlık halinin, görünen ve görünmeyen olmak üzere farklı dinamikleri işaret ettiğini anlıyoruz.
Gerçek manada “hazır oluş” ya da “varoluş”, fiziksel olarak bir yerde bulunmaktan öte tüm parçalarımızla birlikte bulunduğumuz ana temas edebilmekle mümkün oluyor.
Aynı zamanda prezans; içimizde olan kadar dışarıdakinin de farkında olmak anlamını taşır. Kendi düşüncelerimizi, duygularımızı ve bedensel sinyallerimizi fark ederken; aynı zamanda karşımızdaki kişiyi, ortamı, söylenenleri ve hatta söylenmeyenleri de duyabilmektir.
Varoluşun Dört Boyutu
Prezans kavramını anlamak ve hayata geçirebilmek için insanın varoluşuna bütüncül bakmak gerekir. Doğu ya da batı kaynaklı pek çok felsefe ve öğretinin sunduğu üzere insan varoluşunun dört temel boyutu vardır;
1. Zihin
İnsan zihni, insanın taşıdığı düşünceler, tanımlar, varsayımlar, yorumlar, öğrenmeler ve geçmiş deneyimler gibi pek çok parçayı barındırır. Sürekli aktiftir. Bazen destek olur, bazen de gürültü yaratır.
2. Beden
İnsan bedeni ise belki de bu dünya üzerinde öz evimizi temsil eden yegane mekandır. Farkında olsak da olmasak da bize dair çok fazla veriyi ve mesajı barındırır. Kalp çarpıntısı, , mide kasılması, boğazdaki düğümlenme, karında uçan kelebekler, terleyen eller gibi daha pek çok sinyal verir. Hatta bazen beden zihinden önce konuşur. Fark, bu sesi duyabildiğimizde ortaya çıkar.
3. Duygu
Duygular her an bizimledir. Hiç bir şey hissetmiyorum dediğimiz anda bile sadece duygunun tanımı henüz yapılmamıştır. Onlar fark edilmediğinde bile davranışlarımızı sessizce yönetir. Kaygı, neşe, öfke, huzur, kıskançlık, sevgi; hepsi insana dairdir. Hepsi gelir ve geçer. Her duygunun bedende bir karşılığı ve hayatımıza bir yansıması vardır.
4. Ruh
En soyut, tanımlaması belki de en zor ama en derin boyutumuzdur. Değerlerimiz, anlam arayışımız, tutkularımız ve hayallerimiz buradadır. Bizi “biz” yapan, “öz”ü tanımlayan parçadır.
Bu dört boyut birbirinden bağımsız değildir. Birindeki dengesizlik diğerlerini etkiler. Duygusal bir yoğunluk bedene yansır, bedendeki gerilim zihni bulanıklaştırır, zihindeki karışıklık ruhsal tatmini azaltır. Bu nedenle prezans, bu dört boyutun birlikte fark edilmesini gerektirir.
Liderlik ve Prezans İlişkisi
İş dünyasının karmaşık ve hızlı dinamikleri içinde, liderin etkisini güçlendiren önemli araçlardan biri kendi prezansıdır
Özellikle kriz anlarında olmak üzere liderin;
• Nasıl konuyu ele aldığı
• Nasıl konuştuğu
• Nasıl karar aldığı
doğrudan ekibin davranışlarını, süreçleri ve duygusal iklimi etkiler.
Kendi içinde dağınık, tetiklenmiş, telaşlı ya da yorgun bir liderin, başkaları ile gerçek bir temas kurması zordur. Liderlik prezansı, liderin hem kendini hem de ilişkilerini yönetebilmesini mümkün kılar.
Prezansımı Nasıl Ölçebilirim?
Günlük dinamikler, tamamlanmayı bekleyen işler, zihinsel karmaşa ve onca belirsizlik içinde prezansı hatırlamak zor olabilir. Yine de bunun için gün içinde ayrılan birkaç dakikalık bir duraklama yeterlidir.
Kendimize şu soruları sorabiliriz;
• Bedensel olarak nasılım?
• Şu anda nasıl hissediyorum?
• Zihnim ne kadar açık ve dengede?
• Ruhsal olarak ne kadar tatmin doluyum?
• En çok neye ihtiyacım var?
Vereceğimiz kısa yanıtlar anlık bir “prezans selfisi” çekmayi sağlar. Elbette amaç, mükemmel olmak değil; o anda daha çok ilgiye ihtiyaç duyan parçamızı belirlemek olacaktır. Bize iyi gelecek olan şey, önce farkındalıktır; bedenimizde, zihnimizde, duygumuzda ve ruhumuzda neler olduğuna temas edebilmektir.
Prezansın Getirdiği Güç
Verdiğimiz yanıtlardan yola çıkarak durumu fark ettiğimizde, o ana uygun bir niyet belirlemek mümkün hale gelir. Bu küçük pratikler zamanla;
-İç ve dış dinamiklerimizi daha rahat okumayı
-İnsanlarla daha gerçek ve sahici bağlar kurmayı
-Daha net aksiyonlar almayı
mümkün kılar.
Prezans, yalnızca iş hayatında değil; özel ve sosyal hayattaki ilişkilerde de belirleyicidir.
Kendimize sık sık şu soruyu sormak bile büyük fark yaratır;
“Prezansımı ne kadar koruyorum?”
Prezans bir teknik değil, bir duruştur. Bir iletişim becerisi değil; bir var olma biçimi, farkındalık hali ve aynı zamanda bir seçimdir.
Bizi daha dengeli, daha sahici ve daha bağlantıda bir insan haline getirir.
Çünkü en güçlü etki, kendimiz ve hayat ile en gerçek bağ tek bir yerde başlar:
Şimdi ve burada, gerçekten var olabildiğimiz anda.

Leave a Reply