Eylül Başlarken Listemizde Durmaya Yer Var Mı?

Eylül geldi. Takvimler doluyor, yapılacaklar listeleri uzuyor, tempo yeniden yükseliyor.

Peki, “durmak” bu listenin neresinde?

Yaza girerken biraz durmayı, soluklanmayı, dinlenmeyi hayal ediyoruz. Tatil planı yapmak; olmak istediğimiz halimize biraz daha alan açmak anlamına da geliyor.

Sonra Eylül geliyor.

Ve çoğumuz, alışık olduğumuz yoğun tempoya geri dönüyoruz.

Bu yaz karşıma çıkan bir kavram, tam da bu geçiş üzerine düşünmeme neden oldu: “Dolce far niente.”

İtalyancada “bir şey yapmamanın tatlılığı” ya da “tatlı aylaklık” anlamına geliyor.

Bir yaşam felsefesi olarak; bir şey yapmamaktan ya da dinlenmekten suçluluk duymamak, anı farketmek ya da bir yere yetişme baskısına karşı bir molayı anlatıyor.

Çünkü çoğu zaman durmaya, sessizliğe ve aylaklığa pek tahammülümüz yok.

Durursak iş kaçacak.

Gündem kaçacak.

Belki hayat bile kaçacak…

Üstelik “yapılacak işler listesi” zaten hep çok uzun. Hal böyleyken durmak pek de doğru bir fikir gibi görünmüyor.

Oysa kısa süreler için bile durabilmek ve hayatın içinde boşluklar yaratmak, hem iş yaşamında hem de kişisel hayatımızda bizi düşündüğümüzden çok daha fazla besliyor. Durabilmek:

– Yeni fikirleri ya da bir kenarda park edip geliştirmeyi hayal ettiklerimizi canlandırma fırsatı veriyor.

– Özellikle negatif duygunun yoğun olduğu anlarda duyguyu tetikleyen düşünce ve/veya davranışı anlamayı, duygumuz ile temas etmeyi ve yönetmeyi sağlıyor. 

– Eylem planımızda neyin gerçekten önemli olduğunu, bize en çok hizmet edeni ayrıştırma fırsatı sunuyor.

– Zaman zaman kendimize bile itiraf edemediğimiz bir gerçeği gösteriyor; sadece yorulduğumuzu! Bedenimiz, zihnimiz ve hatta ruhumuzun dinlenmeye ihtiyacı olduğunu. Durmak, dinlendiriyor; derin nefes aldırıyor.

– İçinde yaşadığımız sistemi anlama fırsatı veriyor. İlişkileri, dinamikleri ve ilişki ağındaki bağlantıları yorum katmadan gözlemlemek ise, duruma ve algımıza dair netlik katıyor.

– Ve belki de en önemlisi; kendi sesimizi daha iyi duyuyoruz. Niyetimizi, bizim için anlamlı olanı ve hayata ne katmak istediğimizi yeniden hatırlıyoruz.

Eylül ile birlikte yeniden koşmaya ve yapılacaklar listelerimizi gözden geçirmeye başlamışken, belki bu kez listeye molaları, boşlukları ve

hiçbir şey yapmadığımız anları ekleyebiliriz.

Ve işte size önerebileceğim ve işe yarayan birkaç kolay yöntem:

– Kısa da olsa sadece kendi kendinize kaldığınız molalar yaratarak yorum katmadan sadece olanı gözlemlemek

– Anlık olarak duygusal kontrol yaparak şu soruların cevabına odaklanmak: Nasıl hissediyorum? Neye ihtiyacım var? Bana ne iyi gelir?

– Güne başlarken şu an en önemli ve öncelikli konu ne? Sorusunun cevabını vererek zaman ve harcanan enerji dengesini gözden geçirmek

– Dinlenme ya da öz farkındalık alanında sınırınızı korumak ve en azından o anların size kalabileceği kadar zaman taleplerine “hayır” demek

– Gün sonunda kendinize sahip çıktığınız anlar için kendinizi takdir etmek:)

Peki sizin Eylül listenizde “durmak” için yer var mı?

Yazılarım

Scroll to Top