BİZ BİR AİLEYİZ ve DİĞER KURUMSAL MASALLAR
Hayır, biz bir aile değiliz.
Burası bir iş yeri ve hayatımızı idame ettirmek için birlikte çalışıyoruz.
Hayır, yönetim öyle istemedi.
Sen öyle istedin.
Hayır, etkinlikler motivasyonu artırmaz.
Huzurlu bir çalışma ortamı, esnek çalışma düzeni, gerçek bir kariyer gelişim planı ve hakkaniyet motivasyonu artırır.
Kendimizi ve birbirimizi kandırmaya çalışmayalım.
Kurumsal hayatın kıyısından geçmiş herkesin en az bir kez tanık olduğu kurumsal klişeler bunlar.
Bu söylemleri ekip toplantılarında, hedef görüşmelerinde, vizyon buluşmalarında ya da motivasyon etkinliklerinde sıkça duyduğumuzu tahmin ediyorum.
Bazıları duyulduğu anda gizli bakışmalara ve göz devirmelere neden olur.
Çünkü çoğu zaman anlamını yitirmişlerdir. Ama yine de yaşamaya devam ederler.
Haydi en klişe kurumsal masallara bir göz atalım:
“BİZ BİR AİLEYİZ”
Belki de listenin ilk sırasında yer alır.
Bu cümle çoğu zaman aidiyet, yakınlık ve dayanışma yaratmak amacıyla kullanılır.
“Aile” kelimesiyle güven, destek ve birlikte büyüme hissi çağrılır.
Peki gerçekten böyle hissedilir mi?
Çünkü insanlar söyleneni değil, yaşadığını o anları hatırlar.
Bana göre aile; güvenin, saygının, desteğin ve açık iletişimin olduğu yerdir.
İnsan zorlandığında yalnız bırakılmadığı, kendini rahat ifade edebildiği ailesine aidiyet hisseder.
Eğer bir kurumda bunlar yoksa, “biz bir aileyiz” cümlesi aidiyet yaratmaz.
Tam tersine, sözün altını boşaltır. Olsa bile, bir kurum bir aile olduğunu iddia etmeli midir?
Bir çalışanın “burası benim bir ailem gibi hissediyorum” cümlesini duyduğumdaki samimiyet yönetim katından gelen ezber cümlelerden daha anlamlı ve samimi geliyor bana.
“ETKİNLİKLER MOTİVASYONU ARTIRIR”
Şirketler çalışan memnuniyetini artırmak için etkinlikler düzenler:
happy hour’lar, konserler, piknikler, yıl sonu partileri…
Doğru yapıldığında bunlar güzel anılar yaratabilir. İnsanları yakınlaştırabilir.
Ama konu şurada düğümlenir:
Bu etkinliklerin yarattığı motivasyon çoğu zaman çok kısa sürer.
Hatta ekip toplantısında insanları değersiz hissettiren bir konuşmanın hemen ardından gelen “Haydi şimdi partiye geçiyoruz!” çağrısında gerçek bir motivasyon beklemek ne kadar mümkün?
Çünkü motivasyon; birkaç saatlik etkinliklerle değil, günlük çalışma deneyimiyle oluşur.
İnsanlar;
- Kendini güvende hissetmek
- Görülmek
- Gelişebilmek
- Adil bir sistemin içinde olmak ister
Gerçek motivasyon burada başlar.
“EN DEĞERLİ KAYNAĞIMIZ İNSAN”
Kurumsal hayatın en çok kullanılan cümlelerinden biri daha.
Evet, insan en değerli kaynaktır.
Teknolojiye, inovasyona ve üretime anlam kazandıran insandır.
Ama;
- Kendini rahat ifade edemeyen
- Potansiyelini deneyimleyemeyen
- Gelişimi için yatırım yapılmayan
- Sürekli tükenmişlik yaşayan
bir çalışanın kendini değerli hissetmesi kolay değildir.
İnsana değer vermek, bunu söylemekten daha fazlasını gerektirir.
“YÖNETİM BÖYLE İSTEDİ”
Özellikle açıklaması zor kararların jokeri ve kaçış cümlesi…
Bir değişiklik olur.
Bir karar alınır.
Sorular gelir.
Ve cevap kısa olur:
“Yönetim böyle istedi.”
Konu kapanır. Ya da kapandığı zannedilir.
Oysa güven veren liderlik; sadece kararı aktarmak değil, o kararın arkasında durabilmektir.
- Bu karar neden alındı?
- Yönetici bu süreçte ne düşündü?
- Ekibiyle ne kadar şeffaf iletişim kurdu?
Asıl mesele burada başlar.
“OLUMSUZ GERİ BİLDİRİM PERFORMANSI DÜŞÜRÜR”
Eğer geri bildirimi yalnızca eleştiri olarak kullanıyorsak, evet.
Oysa geri bildirim aynı zamanda takdir etmek, gelişimi görünür kılmak ve ilişkiyi güçlendirmek için de güçlü bir araçtır.
İnsanlar sadece eksiklerinin görülmesini değil, katkılarının da fark edilmesini ister.
Çünkü çalışan, görüldüğünü hissettiğinde geri bildirime bakışı değişir.
KURUMSAL EZBERLERDEN ÇIKMAK
Belki artık sloganların değil, samimiyetin zamanı.
Çünkü insanlar artık şunu daha hızlı fark ediyor:
Söylenenle yaşanan arasındaki mesafe ne kadar büyükse, güven o kadar hızlı kayboluyor.
Sadece kitapta öyle yazdığı için değil, sahicilik ve tutarlılık kültürel değişimi getiriyor.
Nesilden nesile aktarılan bu kurumsal masalları el birliğiyle değiştirmek mümkün.
Peki sizin en çok duyduğunuz ve artık değişmeli dediğiniz kurumsal klişe nedir?

Leave a Reply